Gündem no image

Tarih: 25 Nisan 2007

10

Tayyip’in vurduğu yerde Gül biter..

Beklenen oldu.
Sözde değil “özde”Cumhurbaşkanı adayı, Başbakan tarafından sonunda tüm ihtişamıyla ve gövde gösterisine dönüşen tavırlarla beyan edildi. “Ilımlı” islamın “ılımlı yüzü” Abdullah Gül sahte şaşkınlıklar içerisinde alkışlara boğuldu. Bütün eleştirilerden ve klişeleşmiş yergilerden önce sanırım hatırlanması gereken bir husus da çok önemliydi ki, o da demokrasinin varlığına olan bağlılığımızdır. Abdullah Gül ya da başka biri farketmez, biz istesek de istemesek de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını ve onu seçen bu Meclis’i kabullenmek zorundayız zaten. Erdoğan’ın başbakanlığını meşru saymakla başlayan bu süreçte alternatif bir yolumuz da kalmış değil.

Erdoğan Olsa Belki Çankaya’dan İndirirlerdi.
Güzel ülkemin yüce insanları ! Sanırım bir çok kişi şimdi de böyle düşünenler arasında yer alacaktır. Velhasıl, Erdoğan’ın izlediği siyaset takdire şayan. Bir yılı aşkın bir süre kendisi üzerine belli belirsiz çektiği bütün yıldırıcı eleştirilere göğüs germiş, sonunda da dediği gibi kamuyu şaşkına çeviren bir aday belirlemiştir. Bazıları Erdoğan Çankaya’dan aşağı diyerek, AKP’yi ve tabanını sindireceğini, askeri de eş zamanda dürterek Çankaya’nın kaderini sağlama bağlayacağını düşüne dursun, Başbakan kimseden çekinmediğini gösterircesine, çoktan seçmeli öss sorusu kıvamındaki denklemi nihayetlendirmiştir. Nasıl mı ? Denklem çok basit. Daha önce Cumhurbaşkanlığı ile adı anılanların da dediği gibi. 1 Koyup 3 Almaca. Yada 3’ün birine takılıp kalmaca gibi birşey aslında.

Eşitliğin bir tarafı Başbakanlık, diğer tarafı Cumhurbaşkanlığı diyelim. Şimdi bize öyle bir tepkime gerekli ki, yıllar boyu sürecek kadrolaşmaya ve AKP iktidarına zemin hazırlansın. Bunun için şüphesiz kadroda bulunan gelenekçi kökenli bir adet yedek lider, Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilmek üzere bulundurulmak zorundadır. Böylece kimseden korkmuyoruz mesajı kamuya ve tabana iletilirken, gelenekçi ve eşi baş örtülü birinin aday gösterilmesi ile de ne kadar cesur bir politika güdüldüğü tabana gösterilecektir. Sonuçta Cumhurbaşkanlığı Milli Görüşe yar olurken, daha etkin bir konum olan Başbakanlık da AKP nezaretinde devam edecektir… Enfes !

Erdoğan’ın denklemi aslında bu kadarla bitmiyor. Asıl politika zihnin içerisinde gizlidir, çünkü Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması demek aynı zamanda Erdoğan’ın AKP içerisindeki olası rakibinin de etkisiz hale gelmesi demektir. Yani Gül’ün adaylığı Erdoğan’ın kendi koltuğunu ilelebet sağlama alması anlamına geliyor. Bu da AKP içerisinde istikrar ve huzur demektir. Sanırım şu günlerde onlardan mutlusu yoktur.

Gelelim ABD’nin ılımlı islam dayatmalarının “baş”rol oyuncusu, Oscar Adayı First Lady’mize; kendisi başörtüsü ile üniversiteye giremedi diye Türkiye Cumhuriyeti’ni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet etmiş, açtığı dava düşe yazınca da geri çekmiş birisidir. Yani kamu nezdinde ülkeyi küçük düşürmek olarak görülen ve en çok tepki alan davranışların hasını gerçekleştirmiştir. Bu nedenle kafalarda şüphesiz “ulan bunlara mı kaldık, ülke elden gidiyor” düşüncesi kuvvetlenecektir. Zaten Meclis, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı da AKP’ye geçince ivmelenecek olan kadrolaşmada göz önünde tutulursa, bizi yepyeni endişe ve kaygı günlerinin beklediğini söyleyebilirim. Tehlikeden daha beteri, tehlikenin korkusudur. Bu nedenle populist eylemler de devam edecektir şüphesiz.

Son olarak; sakın bu yazıda unuttum sanmayın. Asker’den bahsetmek için bizzat son kelamı bekledim, belki onlar da 80’lerden başlayarak görmezden geldikleri ve büyüttükleri “yeşil tehlikeyi” bir kalemde silmek için hep olduğu gibi “kadife eldivenin altındaki demir yumruğu” bekliyorlardır…



10 Responses to Tayyip’in vurduğu yerde Gül biter..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarıya Dön ↑