Geçtiğimiz hafta Facebook, sayfa istatistiklerine etkileşimin daha iyi analiz edilebilmesi için yeni bir metrik kazandırarak konuşma sayılarını görünür kılmıştı. Dünden itibaren de bu konuşma sayıları Facebook Sayfalarının ön yüzünde, sol tarafta, hayran sayılarının altında, sayfanın ne kadar etkileşim yarattığını vurgulamak için yerini alıyor.
Peki Bunun Ne Önemi Var?
Özetleyecek olursak, bir sayfanın ne kadar “iyi” ne kadar “başarılı” olduğunun tek ölçütü olarak sayılan hayran sayısı ikinci plana geçiyor. Facebook aslında çok zekice bir hamle ile markalara “üyelerimi harakete geçirin” mesajı veriyor. Kullanıcılarına ise, bir sayfayı beğenmeden önce sayfanın ne kadar aktif olduğunu görme şansı tanıyor.
Bu durum, hayran sayısını arttırmak için kurgulanan bütün gereksiz stratejilerin önüne geçmek anlamına geliyor. Yani artık hayran sayısını arttırmak için fütursuzca para harcamak yerine, sayfanın cazibe merkezi haline gelmesi için projeler üretme devri. Üstelik markalar bunu sürekli kılmak durumunda çünkü bu istatistik sadece son 7 günü kapsıyor.
Umarım bu yazı, bugüne kadar süregelen düzene kanan markalara ve onları kandırmaktan gocunmayan ajanslara tez ulaşır. Çünkü Facebook’un konuşma sayıları, düzene sokulan çomaklardan sadece ilki. Çok yakında bir kaç değişikliğe daha tanık olacağız.
Türkiye’de sosyal ağ kullanıcıları ilk olarak Friendfeed aracılığıyla, Alev Durmuşoğlu’nun Lösev projesine katılım sağladığında, sosyal medyanın kolektif bilincinin ne kadar etkili olduğunu kavradı. Bu aslında bir ilhamdı. Takip eden dönemde, biz de Bi’Bakar Mısınız?‘ı hayata geçirdik ve sıradışı bir deneyime tanıklık ettik. “Bir kaç iyi insan” ile başlayıp, koskoca bir harekete dönen bir inancı yarattık.
Yaptığımız şey; derdi dertlileri anlamak ve anlatmak olan insanları bir araya getirmekti. Bu yüzden; bu yaklaşımı barındıran ve gerçekten “derdi” olan her projeye kendi projem gibi sahip çıkıyorum. Sorumlu Blog Projesi de bunlardan birisi.
Blog yazarları Miray Uçar ve Styleboom önderliğinde kurulan “SorumluBlog” sosyal medya’nın sosyal sorumluluğunun bilincinde olduğu söylemek istiyor. Yarın davetli olarak katılacağım “Bize İyi Kalbin Gerek” fotoğraf sergisi de “SorumluBlog” Projesi kapsamında HIV/AIDS’e dikkat çekmek amacıyla oluşturulmuş.
Fotoğraf Sanatçısı Dilan Bozyel tarafından görüntülenen 20 sosyal medya yazarlarının kimi bebek sahibi olacak bir HIV Pozitif taşıyıcısı, kimi HIV pozitifli bir gelin olarak objektif karşısına geçmiş.Henüz göremedim ama, basın bülteninde yazdığına göre; Pucca sevgilisini streç film olmadan öpemiyor, Moda Cadısı elinde çamaşır suyu, yüzünde maske Hıv Pozitif’le yaşayanları tedavi etmeye çalışıyor, Cindrella HIV Pozitif taşıyıcısı olduğu için toplum tarafından dışlanıyormuş. Merak ettim doğrusu.
Bu arada projenin makyaj ve ve body paint sponsorunun da M.A.C kozmetik olduğunu söylemeliyim.
Daha detaylı bilgi almak için: http://sorumlublog.com/
Dünyanın en büyük eş zamanlı dans organizasyonuna 40 gün kaldı. Bir çok farklı ülkede gerçekleşen bu organizasyon ile insanlar Michael Jackson anısına bir kere daha olarak bir araya geliyor! Zombie kostümleri ve makyajları ile Michael Jackson’ın Thriller klibinde olduğu gibi dans ediyor.
Elbette dans edebilmek için önce öğrenmek gerekli, bunun için de Thrill The World İstanbul ekibinin organize ettiği dans okulları var. Konuya ilgi duyanlar için herkese ücretsiz Thriller dansı eğitimi veriliyor.
Cihangir’de bulunan Depo Dans Cafe de bu okullardan biri. Çarşamba ve Pazar günleri hariç, haftanın her günü Depo Dans Cafe’de eğitimler başlıyor.
Saatler bu adreste yazılı. Katılmak isteyenler en uygun olanını seçip gidebilir. Bunlar da sizi kesmediyse, daha detaylı bilgi için Thrill The World İstanbul’u didikleyebilirsiniz.
MenEmen, sevgili arkadaşlarım Murat ve Genco’nun vücuda getirdiği süreli bir internet dizisi. Bilenler bilir, iki şaşkın adamın maceralarından oluşan muazzam bir durum komedisidir. Bu sene ikince sezona giriyorlar.
Geçen sezondan farklı olarak, Genco ve Murat bu dönemde oyuncu kadrosunu genişleterek yeni maceralara yelken açıyor. Hatta sosyal ağların “popüler” simalarına da yer veriyorlar. Biz de UtopicFarm ve B’Base ekipleri olarak bu projeye keyifle destek oluyoruz, olmaya çalışıyoruz. MenEmen’i takip edin, ettirin
Düşünürsen önemsersin. İnanırsan değiştirebilirsin. Peki sen neredesin? Hayatın her alanına bu kadar haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik sığabiliyorken, sen ne bok yiyorsun?
Tamam, hadi sakinleşelim. Şimdi ne yapıyorsun bırak, etrafına bak. En azından bi boka yara! Sadece umursa..
Yukarıda yazanlar bana ait. Ama Give a Shit!‘in düsturu da farklı değil. Gerisini size Nikki Reeds anlatsın: