Lozan..

Tiyatro 1 Yorum

Dün İstanbul Devlet Tiyatroları Şişli Cevahir Sahnesinde Memet Baydur’un yazdığı ve Mahmut Gökgöz’ün yönettiği Lozan’ı izledim.

Aslında oyun başlamadan önce kafamda bir dolu düşünce, hatta ön yargı vardı. “Bakalım ne kadar kemalist bir metin yazmışlar” ve”umarım gereksiz yere uzatılmış bir kahramanlık destanı çıkmaz karşıma” türevi kaygılardan ibaretti bu ön yargılar.

Fakat, oyun başlar başlamaz tüm ön yargılarım “tarih” oldu.

Hayatı boyunca sadece emir alıp emir vererek yaşamış olan İsmet Paşa’nın, Lozan’da işgalci devlet diplomatlarına karşı verdiği psikolojik savaşı o kadar güzel anlatmışlar ki; kendimi gerçekten tarihten bir sahnenin içerisinde, mütarekeye tanıklık ediyormuş gibi hissettim.

Üstelik oyunda verilen mesajlar da çok net ve dozunda…

Bağımsızlık, emperyalizm, sömürgecilik, savaş ve barış gibi kavramlar, Kurtuluş Savaşını kazanmış ama bunu itilaf devleterine kabul ettirmeye çalışan Türkiye’nin gözünden, Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın dünya görüşü ile aktarılıyor.

Oyunda en çok neyi beğendiniz diye soracak olursanız, Şahin Çelik’in canlandırdığı eğlenceli Sovyet delegesi Çiçerin’in verdiği mesajları derim…

Son olarak; özellikle tarihe ilgi duyan herkes gidip izlesin demek isterim ama uyarmadı demeyin, oyunda bol bol tütün tüketiliyor…

Kimi zihinlere olduğu kadar, sağlığa da zararlı yani !

Tiyatro Ekimi ve 2×2

Tiyatro Yorum Ekle

Şahsım adına iyi bir tiyatro izleyicisi, kötü bir sinema seyircisi olduğumu söyleyebilirim. Belki de bu yüzden Film Ekimi hengamesi değil de, ekim ayında perdelerini açan sahneler beni daha çok heyencanlandırıyor.

Bunu Behiç Ak‘ın yazdığı, Serpil Temur‘un yönettiği ve Seray Gözler Yeniay ile Adnan Biricik muhteşem bir performans ile canlandırdığı “İki Çarpı İki” adlı oyunu izledikten sonra bir kere daha anladım.

Özellikle Adnan Biricik’in performansını son zamanlarda izlediğim en muazzam oyunculuk performansı olarak söyleyebilirim.

ikicarpiiki_200x140

Oyunda Seray Gözler Yeniay ve Adnan Biricik aynı anda dört kişiyi canlandırıyor.

Performans kadar kuvvetli olan metin ise;
liberalizm-devletçilik, döneklik-solculuk, birey-politika, güç ve sevgi gibi bilişsel
ve biliçaltı çelişkileri kadının ve erkeğin toplumsal rolleri üzerinden sorguluyor.

ikicarpiiki_200x299

2 Oyuncunun aynı anda 4 karakteri canlandırması ise görülmeye değer bir performans doğrusu. Bu oyuna gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu ay gideceğim ve zaman buldukça burada size bahsedeceğim diğer oyunlar ise şöyle;

17 EKİM C.TESİ – LOZAN (İSTANBUL D.T)
20 EKİM SALI – BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ (ANKARA D.T.)
24 EKİM C.TESİ – KOD ADI KONGO (İSTANBUL D.T)
25 EKİM PAZAR – PAZAR GÜNKÜ CİNAYET (DORMEN TİYATROSU)
31 EKİM C.TESİ – FESLEĞEN ÇIKMAZI (İSTANBUL D.T)
08 KASIM PAZAR – CİMRİ (KENTER TİYATROSU)
14 KASIM C.TESİ – 39 BASAMAK (KENTER TİYATROSU)

Ferhan Şensoy Kabalcı’da !

Haber, Tiyatro 2 Yorum

Mi fa sol, mi fa sol, zor iştir boş gezmek…

Bu dizeler Ferhan Şensoy’un bir zamanlar aynı isimle TRT’de dizi olarak da kurguladığı “Boş Gezen ve Kalfası” adlı oyunun müziğinden…

Yazıya böyle bir giriş yapmamın sebebine gelince:
Malum yaz ayları, gevşer gönül yayları !
Boş gezmenin tam mevsimi…

Ama siz genede gezinirken Kabalcı Kitap Evi’ne bir uğrayın.

Şayet 6 Haziran 2009 Günü Saat 14.00 Sularında “üstad” Ferhan Şensoy orada olacak.

Bu adamla tanışmak, gülüşmek ve azar işitmek herkese nasip olmaz :)

Ferhan Şensoy

Tiyatro Triole’den Devekuşu Kabare Seçkileri

Tiyatro Yorum Ekle

Devekuşu kabare Haldun Taner’, Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar tarafından 1967′de İstanbul’da kurulmuş ve 1992 yılında perdelerini kapatmıştır.

Toplumsal ve politik taşlamalara yer vererek kabare türünü Türkiye’de tutunduran ve bu sayede çok büyük bir hayran kitlesi oluşturan Devekuşu kabare; şimdilerde İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahnesinde Tiyatro Triole ile can buluyor.

Bir zamanlar Devekuşu Kabare Oyuncusu olan Özdemir Çiftçioğlu’nun rejisörlüğünü üstlendiği; Haldun Taner, Turgut Özakman ve Kandemir Konduk tarafından 20 yıl önce kaleme alınan skeçlerin canlandırıldığı Bir Varmış Hep Varmış’da Türkiye’nin 20 yıl önceki ve sonraki yorumunu keyifle seyredeceksiniz.

Bu iki perdelik Kabare’de “Yasaklar“, “Deliler“, “Aşkolsun” ve “Geceler“den oluşan birbirinden keyifli 7 skeç “seyredenlere” anlatılması gerekenleri izah ediyor.

Hepsi arkadaşım olan birbirinden hoş kadın ve adamlardan oluşan Tiyatro Triole’nin Bir Varmış Hep Varmış Galası 23 Mart 2009′da. 20:00′da Kokteyl, 21:00′de Oyun.

Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü BS-2
Telefon: 05324711552
E-posta: tiyatrotriole@gmail.com

AKM vs AKP

Tiyatro 1 Yorum

Bugün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Kanımca da evrensel niteliği açısından 365 gün içinde kutladığımız günlerin en kıymetlisi. 

Sinema’dan nefret edişim midir beni ona bu denli yaklaştıran, yoksa gide gele her bir oyunda nefesinin sıcaklığını hissetmeye alıştığım oyuncular mı bilmem. Sonra düşününce; Çarlık Rusya’sının sahnelendiği ve içinden St.Petersburg geçen bir oyunu bıkmadan seyretmenin lezzeti benim için ne ifade ediyorsa, puslu sahnede tozlu tahtalara ayağını sımsıkı basarak, sahnenin çeperini seyircilerle püskürten tiyatro sanatçısı için de farklı şeyleri ifade etmiyor.

İşte bu yüzden tiyatronun korunması ve kollanması çok önemlidir. Faydaları ve kazanımları bir yana dursun, salt duygusal mirasları açısından, onyıllarca süregelen ve beraberinde bir çok alışkanlığı da barındırarak bir kültür yaratan bütün sanat dalları ve özellikle tiyatro iyi korunmalı ve kollanmalıdır. Peki biz tiyatro’ya ne denli sahip çıkıyoruz ?

Son günlerde kamu, tiyatro sanatçılarının dizilerde veya başka bir özel sektör alanında çalışmasını engelleyen yasal düzenleme ile ilgileniyordu. Tiyatro sanatçılığını, basit bir devlet memurluğundan ayırt edemeyen bu zihniyetin bağnazlığından kurtulalım derken, bu sefer de Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ve Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılması gündemde. Sözde, yıkılan sanat ve kültür merkezlerinin yerine yenisi yapılacak. Aslına bakarsanız buna gerçekten inananların sayısı, meclis oturumlarına devamlı katılan illetvekili sayısından dahi az. Neden mi ? Bunun için bir neden aramaya gerek yok ! Şayet hükümetin sanata ve sanatçıya olan tutumu göz önünde bulundurulduğunda, çekinmeden şunları söylemek mümkün; bu iki merkez de yıkılacak ve yerine içinde tiyatro sahnecikleri bulunan iş merkezleri yapılacak. Böylece, tiyatro sahnesi olarak harcanan metrekarelerden elde edilecek kira gelirleri, devletin “bekaaaaası” için döner sermayenin gelir haznesinde artı olarak belirecek.

Üniversitede aldığı iki üç  işletme-ekonomi dersi sayesinde kendisini üst düzey yatırım uzmanı sananlar ve “eee ne olmuş işte fena mı yani” diye çemkiren muhalifler muhakkak ki çıkacaktır, çıkmalılardır da. Bu nedenle, sırf sizin anlayacağınızı umarak, tehlikenin ne denli fena olduğunu, daha açık yazmaya çalışacağım.

Sanat Dalları, özellikle de Tiyatro, halkın her türlü ihtiyacını karşılayabildiği toplu merkezlerde değil, halkın sadece sanat gereksinimini gidermek istediği, bu iş için ayrı olarak inşa edilmiş, mimari yapısı, akustiği ve dekorasyonu ile bir bütünü teşkil eden yerlerde icra edilmelidir. -Sanırım, Devlet Tiyatro’su yetkilileri 14 Mart 2007 tarihinde İstanbul Şişli Cevahir Sahnesi’nde Ankara Devlet Tiyatro’su tarafından sergilenen ”Ben Nazım Hikmet” oyununda yaşanan rezaletten sonra bu durumu daha iyi anlamışlardır.-

Şayet, tiyatro sinema değil bir sanattır. İzleyicileri tarafından hazmedilmesi gereken, yoğun anlardan oluşan bir olgudur. Bunu sağlamak ve yaşatmak da tiyatronun “bekaaaası” için kaçınılmazdır. Bu nedenle aksi girişimlerde bulunmak, devlet adına bir suç sayılmalıdır. Çünkü Cevahir örneğinde olduğu gibi 10 sinemanın yanyana bulunduğu bir yerde, sinema salonundan bozma bir sahnede tiyatro icra etmeye çalışmak zulümden ibarettir. Tiyatrolar kendilerine özgü, yalnızca sanata, sanatçıya ve sanatsevere ait olan mekanlarda yaşatılmalıdır. Bu yüzden de sanatseverlerin on yıllardır bir araya geldiği sahnelere balyoz vurulamaz, vurulmamalıdır. Hangimiz bugün İş Bankası Kuleleri’ne AKM’ye gittiğimiz haz ile gidiyoruz ki ? Bu yüzden vicdan sahibi bütün sanatsever dostlarıma sesleniyorum. Bugün Dünya Tiyatro Günü, dünyanın en önemli sanatının, en eski geleneğinin günü. O’na sahip çıkın.

Not: 5 Nisan Günü Muhsin Ertuğrul Sahnesi Önünde, tüm saygıdeğer üstadların ve genç kuşağın da katılacağı bir şenlik var. Hayatında hiçbir gösteriye katılmayarak sesini susturmayı tercih eden tüm dostlar için de sanırım tiyatrocular arasında ses çıkarmak iyi bir fırsat olacaktır.

AKP’ye Karşı AKM !
Yiğit Kalafatoğlu

Sonraki Sayfa »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes