Mart 18, 2010
Sosyal Medya
4 Yorum
Nam-ı diğer; ChatRoulette for Facebook. Tıpkı ChatRoulette gibi çalışan ama Facebook Connect ile bağlanabildiğiniz, Facebook üyeleri ile rastgele video chat yapma imkanı sunan site..
ChatRoulette’den farklı olarak bu sefer konuştuğunuz kişinin Facebook profilinde paylaştığı isim, doğduğu yıl, ülke, profil resmi gibi bilgileri de görebiliyorsunuz. Sanırım FaceRoultte bu sayede sapkın ve sapıkça görüntüleri engellemeyi amaçlıyor. Gerçi Sosyal Ağlarda çare tükenmez, sahte Facebook hesabı üzerinden siteye bağlanıp Facebook Connect’i de suistimak edebilirsiniz..
Yalnız site biraz ağır işliyor. Şu yazıyı yazmaya başladığımdan beri henüz birisi ile adam akıllı sohbet edemedim. Bu ifadem ondan!

Bu arada aşağıda ChatRoulette ile ilgili youtube videosu paylaşıyorum. Muhakkak İzleyin.
Mart 15, 2010
Sosyal Medya
1 Yorum
Geçen sene katıldığım ve Kişisel Bloglar Kategorosi birincisi seçildiğim Blog Ödülleri yarışması, nam-ı diğer “BÖ” başladı.
Bloglara dikkat çekmek ve blog yazarlığını teşvik etmek amacıyla ilki 2008 yılında düzenlenen ve bu sene de üçüncüsü yapılacak olan bu çok keyifli organizasyona katılmak isteyenler başvurularını ay sonuna kadar bu adrese yapabiliyor.
Ben bu sene yarışta olmayacağım. Tacımı devretmeye hazırım 
Şimdiden herkese başarılar !
http://www.vimeo.com/10160572
Mart 12, 2010
Medya, Pazarlama, Reklam, Sosyal Medya, Viral
3 Yorum
Heineken Erkeğin Bilişsel Çelişkisini Sorguluyor derken şaka yapmıyordum. Tez konusu olabilecek bir fikri ele alan Heineken, bugünlerde internette en çok konuşulan marka.
Aşağıdaki videoyu yorumlamadan önce Murathan Mungan’ın o çok sevdiğim dizelerini paylaşmak isterim: “Ya dışındasındır çemberin, yada içinde yer alacaksın. Kendin içindeyken kafan dışındaysa çaresi yok kardeşim, mutsuz olacaksın”
Şimdi Heineken, Murathan Mungan, Erkeklik, Bilişsel Çelişki -belki tam olarak doğru terim değil ama- “ne diyorsun yicit yahu” demeyin. Hepimizin hayatında vazgeçemediği zevkler ama tam karşılarında duran sorumluluklar ve görevler var.
Videoyu izleyince siz de bana hak vereceksiniz …
Heineken’in öne sürdüğü Hipotez şu:
- Erkeklere dair en kutsal dakikalar, arkadaşları ile birlikte futbol izledikleri anlardır.
- Fakat zamanla bu anlar riske girmeye başlar.
- Biz bunu hedef kitlemize hatırlatmak için Real Mardid – AC Milan Şampiyonlar Ligi maçının olduğu günü seçtik.
- Maçın olduğu gün, sahte bir şiir ve klasik müzik etkinliği tertipledik.
- 200 tane iş birlikçimiz sayesinde 1000′den fazla AC Milan taraftarına maçı kurban ettirdik.
- Bunu sağlayan 100 Kız Arkadaş, 50 Profesör ve işbirlikçimiz olan veya editörüne kurban giden bir çok gazeteciydi.
- Etkinlik Sky Sport kanalında, spor camiasının ünlü simaları eşliğinde naklen aktarıldı.
Sonra ne mi olmuş ?
http://www.vimeo.com/10057219
İnanılmaz, değil mi? Dün Meşgul Sinyali‘nde “Aslolan tüketici zihnine marka vaadini yerleştirmek ise, markalar bunu sosyal ağların dinamiği ile nasıl ele alabilir onu ön görmeli. Bu kadar basit..” derken tam olarak bundan bahsediyordum.
Mart 8, 2010
Medya, Sosyal Medya
7 Yorum
House MD 16 Kasım 2004 tarihinden beri Fox (ABD) ekranlarında yayınlanan, benim de ilgi ve heves ile tek bir bölümünü bile kaçırmadan takip ettiğim tek dizi. Bugün de 3 haftalık aradan sonra 6. Sezon 15. Bölüm yayınlanıyor.
Her bölüm tanı konulması zor tıbbi vakaları kendine has ve başına buyruk yöntemler ile çözmeye çalışan Dr. House ve bu yöntemlere maruz kalan ekibi, bu sefer vücudunda nedeni açıklanamayan yara ve çürükler çıkan ünlü bir bloggerın derdine deva bulmaya çalışacak.
Fakat görülen o ki; House ve ekibini bu defa daha zorlu bir süreç bekliyor. E blogger bu rahat durmaz tabi. Doktorların özel hayatlarından, koydukları tanı ve tehşislere kadar tüm detayları blogunda tartışır ve olaylar gelişir…
Bakalım bu bölüm bize neler gösterecek 
House dizisinin Sosyal Medya eleştirisini merak ediyorum doğrusu !

Mart 2, 2010
Medya, Sosyal Medya
11 Yorum
Sürreal demokrasi kelamlarına doyamayan başbakanımız, arada sırada kısa devre yaparak haddini aşabiliyor. Gerçi biz aklıselimler bu iç bükey açılımlara alıştık ama; başbakan efendimiz geçen haftaki meclis grup konuşmasında “gazete patronlarının köşe yazarlarını kontrol etmesi gerekli” buyurunca çoğu vecizede sus pus olan köşe yazarları bile bir anda ayağa kalktı.
Üstelik farklı yayın gruplarında yer alan ve çoğu zaman birbirleri ile politik veya siyasal düzlemde uzlaşamayan köşe yazarları bir araya gelip wordpress blogu açarak imza kampanyası başlattılar.
Burada benim üzerinde durduğum nokta ise farklı siyasi görüşteki bir çok köşe yazarının bir araya gelmesinden ziyade, tepkilerini bir blog üzerinden yürütüyor olmaları.
Malum; köşe yazarları veya gazeteciler kendileri için birer tehtid olarak gördükleri; “blog olayından” hatta “klavyesi olan yazıyor” diyerek blog yazarlarından pek hazzetmez, burun kıvırırlar.

Keşke kıvırmasalarmış.
Belki o zaman açtıkları Kontrolsüz Köşe Yazarları blogunun başlığı ile birlikte slogan nasıl değiştirilir onu bilebilirlerdi,
imza toplamak için insanları mail atmakla uğraştırmazlardı,
imza ile kendilerine destek olan yazarların fotoğraflarını yayınlayabilir,
herkesin köşesine bağlantılar verebilir,
bu konuda medyada yer alan haberleri bloga ekleyebilir,
blog içeriklerinin facebook, twitter, friendfeed gibi diğer sosyal ağlarda paylaşılmasını sağlayabilirlerdi.
Buradan kendilerine açık çağrı. Gelin burun kıvırmayın, bu işi birlikte götürelim !