Zararlı neşriyata, zamanında müdahale şart ! #kinkyBTK
Nisan 29, 2011 Serbestleme Yorum EkleBir zamanlar gülüyorduk.
Şimdi ise ağlanacak halimize gülüyoruz. Gülmekten gözümüzden yaşlar geliyor. Ağır ağır. Tıpkı felaketimizin kendisi gibi. Sinsice.
Bir zamanlar gülüyorduk.
Şimdi ise ağlanacak halimize gülüyoruz. Gülmekten gözümüzden yaşlar geliyor. Ağır ağır. Tıpkı felaketimizin kendisi gibi. Sinsice.
This week; Turkish Telecommunications Authority sent an official letter to hosting companies. Letter consists of 138 “pornographic” words which are told to be forbidden from now on to be used in domain names.
Some of these 138 Words even include the terms like;
“blonde, skirt, gay, adrianne, biseksuel, animal, homemade, homosexual, confession, panties, lesbian, kissing, hot, story, virgin and so on..”
It is not a joke!
You can see the #kinky guys from Turkish Telecommunications Authority whom listed the 138 words above. They are standing on the left and right sides of the President Abdullah Gül who is standing just in the middle.
“Bugün 23 Nisan, neşeyle doluyor insan.”
Öyle ki, kimisi içimizdeki çocuğa kampanya yapıyor, kimisi dişlerini geçirdiği koltuğunu çocuklara bırakıyor. Stadyumlar falan dolduruluyor, türlü danslar gösteriler düzenleniyor, televizyonlar ünlülerin çocukları ile ropörtajlar yapıyor, köşe yazarları-blog yazarları bloglarını çocuklara emanet ediyor…
Hatta; Adana Emniyet Müdürü’nün koltuğuna oturan çocuk çıkıyor, polisler taş atan çocuklara iyi davransın diyor ve ekliyor; “arkadaşlarım oyuna gelmeyin, taş atmayın”
İşin bir başka yüzü de var tabi.
Konuşulmayan ve dillendirilmeyen yüzü.
Sokağa çıkamayan, “taş atamayan” sahip olduğu koltuğa, değneğe, ilgiye muhtaç olan, nüfusumuzun %12.29’unu oluşturan özürlülerin (engellilerin diye de okuyabilirsin, gerçi sen öyle dediğinde kimsenin hayatı değişmiyor ama) büyük bir bölümünü kapsayan çocukların ve ailelerin yüzü..
Türkiye’de okula gidemeyen, eğitim göremeyen, okuma yazma bilse dahi herhangi bir okulu bitirmemiş, hiç arkadaşı olmamış, o kadar çok çocuk var ki…
Malesef, onlar da büyüdüklerinde “koltuklarını” başkalarına bırakacaklar.
Onların da 23 Nisan’ı kutlu olsun mu?
Peki, öyle olsun.
Bu sene 1 Mayıs Pazar gününe denk geliyor. Geçen sene Taksim’deki kavgasız-dövüşsüz ve yasaksız 1 Mayıs’tan sonra seçim öncesi bizi nasıl bir “1 Mayıs” bekliyor merak ediyorum doğrusu.
Bu arada 1 Mayıs geçen sene Cumartesi, bu sene de Pazar’a denk geldi. Bakalım 1 Mayıs 2012 Pazartesi’ne denk geldiğinde, harbiden resmi tatil olacak mı? Yoksa iktidar “bu solcular da seçime kadar oyalansınlar yeter” mi demek istemiş, göreceğiz.
Özgür Uçkan’ın “Dijital Aktivizm Sokaklarda Buluşur mu?“ropörtajını okuduktan sonra ne zamandır aklımda olan bir konuyu yazma gereği hissettim aslında.
Ben 68 ve 78 kuşağının hikayelerini dinleyerek ve okuyarak büyüdüm. Kendimi bulduğum noktada sorguladığım şeylerden biri de, iletişim olanaklarının günümüze göre çok daha kısıtlı olduğu o dönemlerde, insanların nasıl bu denli başarıyla örgütlenebildiğiydi. Hatta herkese şunu söylerdim:
“Eskiden örgütlenmek kolay, iletişmek zordu. Şimdi ise iletişim daha kolay, ama örgütlenmek zor.” Peki neden?