Balbaylamaca v1

Serbestleme 1 Yorum

Son arayüzücü toplaşması – 05.08.2010
istedim vermediler, over capacity dediler #twitter – 04.08.2010
google clooney – 30.07.2010
serverdaki svn’e bağlanmışım, çözülmüyor mihribaan – 29.07.2010
kırovokatör.. – 28.07.2010
mahsurbasyon – 27.07.2010
iki kapılı bir Honda, sürüyorum gündüz gece… – 26.07.2010
gider dolması.. – 25.07.2010
Show TV meaning of being lonely… - 25.07.2010

Sosyal Medya Bilimleri.

Serbestleme 2 Yorum

Sene 2007. Kapıdan içeri giren genç adam heyecanla: “Reputation Management on Social Media” dedi.

Şöyle bir bakıp, olmaz dediler. Henüz kavramsal olarak tanımı var mı ki sosyal medyanın? Hem sosyal medya nedir ki? Televizyon da sosyal değil midir? Kullanıcı etkileşimi yaratmaz mı? Çift yönlü değil midir? Böyle sektörel vecizeleri devşirmeye çalışmayın, akademi sektörü takip etmez, kavramları siz yaratacaksınız!

Büküldü boynu adamın, o gençliği bir anda kayboluverdi. Daldı gözleri. Profesörün uzattığı “Tez Konusu Belirleme Formuna” baktı…

Ellerinin arasında “”Elektronik Ortamda İtibar Yönetimi” yazdığını gördüğünde, hevesi de avuçlarının arasından kayıp gidiyordu..

Onca heyeacan ılık bir meltemde son bulan mum ışığı misali söndü bir anda. Geride pis bir koku bıraktı. Düşündü genç adam.
“Ne yazacağım ben şimdi? Bu işi nasıl bağlayacağım sosyal medyaya kadar?”

Önce papirüsü mü anlatmalı?

Bir keresinde Selim Tuncer demişti, “papirüsten sonraki herşey elektronik ortam, ne biçim konu oğlum bu.”

Ne biçimdi hakikaten?
Elektronik Ortam…

Böyle disko gibi çılgın birşey olsa gerek herhalde..

Peki, nereden başlasam hakikaten? bilemezsin ki asla…

***

Böyle diye diye geçti 3 sene ve dün nihayet son buldu.

Gittim yüksek lisans tezimi teslim ettim enstitüye.
O an bana dediler ki; tezinin İngilizce karşılığı nedir?

Verdiğim cevap aynen da şu oldu: “Reputation Management on New Media”

yerseniz..

Söz Uçar, Yasaklar Kalır.

Serbestleme 9 Yorum

Google servisleri engellendiği için, Avrupa ülkelerinden birine sığınma talep edebilir miyim? Bugün gerçekten bu soruyu kendi kendime sordum. Bu ülkede yaşayabilmek adına onca şeyi sineye çekerken, üstüne bir de devlet eliyle bilinçli bir şekilde arttırılan hak ve özgürlük gaspları ile neden uğraşıyorum ki? Mecbur muyum anasını satayım?

Sansürün de etnik veya siyasi ayrımcılıktan bir farkı yok…

Devamını Oku

Laguna Coupe Cem’e, Alkışlar Senem’e..

Serbestleme 5 Yorum

Cem Batu işinde başarılı, aşık ve evliliği dillere destan, genç bir reklamcıdır. Fakat hayatın akışı bir gün Laguna Coupe’yi görmesi ile değişmiştir. Ben bu arabaya ilk görüşte aşık oldum demesi, belkide Cem’in sonu olacak.
Bu devirde kolay mı öyle her kafana estiğinde bir araba almak ? Hele karının kıskanacağı, çocuğunun rıskı için ayırdığınız parayı uğrunda harcayacağın bir arabayı almak?

Değil tabi..

Bence bu video, “Laguna Coupe Benim Olacak” konseptinden çok, Cem’in sosyal medya’da geçirdiği şu zor günlerde, ona bir merhabasını esirgeyenlere bir selamdır.

Polis 0 – 1 Mayıs

Haber, Serbestleme 3 Yorum

2007 1 Mayıs’ını anlatırken şöyle başlamışım yazmaya : Kadıköy: Polis yok, olay yok. Taksim: Polis çok, insaniyet yok.. Bugün bunun ne kadar doğru bir saptama olduğunu anladım. Sabahın erken saatlerinde Taksim Meydanı’na doğru yürümek için Şişli’deydim ve Şişli’den Taksim Meydanı’na kadar kontrol noktası dışında bir tane bile üniformalı polis memuru görmedim çünkü polis ilk defa olması gereken yerde, arka sokaklarda ve çemberin dışında, tek tük de çatılarda konuçlanarak asli görevi yapmaktaydı.

Yıllardır kavgasını verdiğimiz Taksim Meydanı ise Türk-İş, Hak-iş, Disk, Memur-Sen, Kamu-Sen ve Kesk’in kontrolünde tam bir şenlik havasındaydı. Evet, bayram değil, şenlik diyorum çünkü herşeyin bu kadar iyi ve şaşırtıcı bir şekilde rahat olmasından mütevellit alana giren herkesin suratında bir şaşkınlık vardı. Doğal olarak bu şaşkınlık insanların davranışlarına da yansıdı. Beklenenin aksine şarkılar ve türküler o kadar coşkuyla söylenemedi, yüksek nidalı sloganlar atılmadı. Muhtemelen gelen herkes meydanı izlemekten, olan biteni anlamaya çalışmaktan, 33 yıl önce olanları düşünmekten bağırmaya fırsat bulamadı. İşte tam da bu noktada, tertip komitesinin sazı eline alması gerektiğini düşünürken gördük ki, aynı şaşkınlığı onlar da yaşıyorlar :)

Nasıl yaşanmasın ki? Daha iki sene önce sabah karşı Disk binası basılmış, içeri gaz bombaları atılmış, meydana yürümek isteyen emekçiler coplanmış, medyaya sansur uygulanmış ve canlı yayın görüntüsü alınması engellenmiş, muhabirler darp edilmiş, koca Taksim Meydanı ise işgal altındaki bir meydan görünümüne bürünmüştü. Açıkcası benim aklımda da hep o görütüler vardı.

Gelgelelim korteje bambaşka bir hava hakimdi. Herkes taşıdığı pankartlarla, halaylarla, şarkılar ve türkülerle kendini ve sorunlarını ifade etti. Ne karışan vardı, ne de birbirine kış diyen. Kemalisti, Sosyalisti, Anarşisti, Devrimcisi, Eşcinseli, Medyatiği, Sosyetiği, Öğrencisi, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi herkes bir aradaydı. Herkesin sorunu ve görüşü dile geldi. Herkese bu imkan tanındığı ve kimseye ayrılacalık yapılmadığı 1 Mayıs kutlamalarına gölge düşmedi.

Umarım 2011 1 Mayıs’ı gene bu güzel görüntüler ve hoşgörü içerisinde daha da coşkuyla kutlarız.

Neymiş?
Demek ki oluyormuş..

Çektiğim fotoğraflar için tıklayınız

« Önceki Sayfa

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes