Abbasağa’dan Cannes’a Bir Yol Hikayesi

2009 yılında Tolga ile UtopicFarm’ı kurduğumuzda ilk ofisimiz Beşiktaş Abbasağa’daydı. 15-20 metre kare bir alanda 2 kişi başladık çalışmaya.

Abbasağa Mahallesi, Beşiktaş’ın kalesi…

İkimiz de 85 doğumluyuz. Yaşımız henüz 24 bile olmamış ama
24 yıllık tecrübesi olan ajanslarla kapışıyoruz.

Yaptığımız işe çok hakimiz. Heyecanlı, hevesli ve kendimizce çok donanımlıyız.

Tolga Microsoft görmüş, en yaratıcı projelerde yer almış,
zamanının çok ötesinde bir yazılımcı.

Ben ise “sosyal medya diye birşey geliyor” diyerek ortalarda dolanan,
akademi sevdalısı yeni yetme reklamcı…

Kendimize güvenimiz sonsuz.

Ancak iş dünyasının çetrefilli yollarında bir hayli sıkıntı çekiyoruz.
Finansal tablolar, muhtasırlar, beyannameler vesaireler derken
bir de verdiğimiz hizmetleri iş dünyasına anlatmaya çalışıyoruz.

Yeni medya nedir ne değildir, dijitalleşme ne getirecek?
Günlerimiz bunlarla geçiyor.

Durmadan araştırıyor, görüyor, dokunuyor;
var gücümüzle tırmalıyoruz.

Derken işler büyüyor. Kadro genişliyor.
Aramıza iki kişi katılıyor.

uf-abbasaga

İkisinin de yaşları 19-20.

O ekiple çok büyük işler kovalıyoruz. CEO’lar ile toplantı yapıyoruz.
Sözler veriyoruz. Ardında duruyoruz.

Düşüyoruz, kalkıyoruz
ama mücadeleyi bırakmıyoruz.

Gel zaman git zaman işler büyümeye başlıyor. Yaş oluyor 25.
Önceleri kimse bizi ciddiye almazken, 15 kişilik bir ekip oluyoruz.
Türkiye’nin ilk sosyal medya ajanslarından birine can veriyoruz.
Hep beraber. Deneye yanıla. Sora sıkıla.

Sonrası yatırımlar, satışlar, planlar, programlar..

Sayımız da, metrekaremiz de durmadan büyüyor… Biz de büyüyoruz.
30’lu yaşlara adım atıyoruz. 35 kişilere varıyoruz.

Birlikte öğrenen, geliştiren,
eğlenen ve mücadele eden bir organizasyon halinde
yaşayabilmeyi sürdürüyoruz.

Yeni oluşumlara can veriyor,
aramızdan arkadaşlarımızı uğurluyor,
koca bir aile oluyoruz.

Her fırsatta tecrübesizliğin, gençliğin,
kendine güvenmenin büyük bir fırsat olduğunu,
ekibe katılanlara anlatıyoruz.

Hepimizin birbirinden öğrenecek şeyleri var.

Örneğin, bir akşam Mertcan geliyor görüşmeye.
Adam mühendislik okuyor  ama inanılmaz tasarımlara imza atmış.

Ben çalışmak istiyorum diyor.

O zaman bırak bizim sektörü; iş tecrübesi yok..
Ama biz ona inanıyoruz, o bize inanıyor…

Staj falan da değil hani, direk iş teklif ediyoruz.
Başlıyor çalışmaya.

Kaç gece birlikte sabahladık Mertcan ile sayamam
ama çok geçmeden koca bir portfolyosu oldu,
ödülden ödüle koşuyor şimdi.

Son olarak ADventure 2016’da birincilik kazandı.
Cannes’a gidiyor haftaya.

Mertcan Karpınar Adventure

Derken Ece çıkageliyor. Henüz 2. Sınıfta. İletişim öğrencisi.
Staj istiyor. Oturup konuşuyoruz, ama nasıl bir heves…

Her ders arası kaçıp ajansa geliyor. Yaz boyu staj yapıyor.
Birlikte konkurlara giriyoruz, kazanıyoruz.

Bir sonraki sene part-time iş teklif ediyoruz.
Ekibin vazgeçilmez parçası oluyor.

Gidiyor, geliyor. İş üretiyor.
Henüz daha yolun başında ama
o da ADventure 2016’da ikincilik elde ediyor.
O’nu da Roma’ya uğurluyoruz.

Ece Ünal Adventure

Zaman geçiyor. Abbasağa’da ajansı kuralı aradan tam 7 yıl geçiyor.
7 yılda bir çok hikaye; bir çok kariyer alıp gidiyor.

Hatta 7 yıl sonra Beşiktaş ilk defa şampiyon oluyor.
Onlar da Şampiyonlar Ligi’ne gidiyor. Tesadüf mü?
Değil elbette.

Olcay - Oğuzhan 2012 Paf Takım Ropörtajı

Aksini iddaa eden varsa, yukarıdaki fotoğrafa iyi baksın.

Bugün Beşiktaş’ı şampiyonluğa taşıyan Olcay ve Oğuzhan’a..
Bundan tam 4 yıl önceki hedeflerine…

Onlar inandı, biz de onlara inandık.
Koca bir camia, çok şey, “feda” ederek
ve üst üste koya koya bugünlere kadar gelebildi.

O yüzden gençlere inanın.

Bizler inandık, siz de inanın.
Alfabenin sonundaki Y’lere Z’lere,
basmakalıp düzene değil,
onlara

inanın
inanın ki;
güzel günler görelim.

 

 

Be Sociable, Share!

Leave a comment

Your email address will not be published.


*