“Akil” ve “Sır” Erdiremediklerimiz…

Bize gereken akil insanlar; resmi ideolojinin söylenmesini uygun bulduğu vecizeleri topluma dikte edecek şöhretler değil; toplumun bütün kesimleri ile dil, din, ırk, ideoloji göz etmeden uzlaşılabilmesi için çözüm yolları üreten aydınlardır. Peki o aydınlar nerede?

  • Abdi İpekçi
    1970’li yıllardaki “anarşi” ve “terörün” önlenmesi için iktidarla muhalefet liderleri arasında da yapıcı bir diyalog kurulmasından yana olan, devlet yönetiminde partizanlığın ve duygusallığın yerini akılcı, çağdaş, ılımlı bir uygulamanın almasını isteyen İpekçi, 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka’daki evinin yakınlarında arabasında iken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü.
  • Ahmet Taner Kışlalı
    A. Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü, saat 09.40’da Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı’nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermiştir.
  • Bahriye Üçok
    Üçok, 6 Ekim 1990 günü Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Köroğlu Caddesi’nde bulunan evine, Ekspres Kargo tarafından ulaştırılan ve gönderici olarak İlmî Araştırmalar Vakfı’nın göründüğü kitap paketini saat 16.30’da aldı. Bomba olabileceği şüphesiyle paketi kapısının önünde açmaya çalışırken, paketin içine yerleştirilmiş olan bomba patladı. Ağır yaralı olarak Hacettepe Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne kaldırılan Üçok, saat 20:00 sularında burada yaşamını yitirdi.
  • Bedrettin Cömert
    Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi. 12 Eylül Askeri Darbesi öncesinde Hacettepe Üniversitesi’nde çıkan olayları araştıran komisyonun başkanlığı üstlenmişti. Bu nedenle de ölüm tehditleri alıyordu. 11 Temmuz 1978 Salı günü , sabah saat 08:45’de Ankara Gaziosmanpaşa, Karagöz Sokak’daki evinden çıkan Cömert silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
  • Çetin Emeç
    7 Mart 1990’da işine gitmek üzere İstanbul Suadiye’deki evinden çıktığı sırada şoförü Sinan Ercan’la birlikte öldürüldü. 38 yıllık gazeteci olan Emeç, Hürriyet Gazetesi yönetim kurulu üyesi ve yazarıydı. Çetin Emeç, Gazeteciler Cemiyeti, Uluslararası Basın Enstitüsü ile Uluslararası Gazetecilik Basın Enstitüleri Federasyonu üyesiydi.
  • Doğan Öz
    Ankara’da Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Devletin içindeki kontrgerilla yapılanmasını araştırırken 24 Mart 1978’de Ankara’da öldürüldü. Ölümünden önce Kontrgerillayla ilgili bir dava açma hazırlığına girişen Öz, başlatacağı büyük soruşturmanın bir ön çalışması olarak kısa bir rapor da yazmıştır.
  • Muammer Aksoy
    31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler’deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.
  • Onat Kutlar
    Aralık 1994’te The Marmara Otel’in pastane katına yapılan bombalı saldırı sonucunda ağır yaralandı. 11 Ocak 1995’te hayatını kaybetti.
  • Uğur Mumcu
    24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Mumcu, uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırıyordu.
  • Ümit Doğanay
    İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Doğanay, 20 Kasım 1979 günü sabahı, okula gitmek üzere bindiği otomobilde öldürüldü.
  • Asım Bezirci
    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta; radikal islamcılar tarafından ateşe verilen Madımak ötelinde hayatını kaybedeb 31 aydından biri. Bezirci, dönemin en ilerici edebiyat eleştirmenlerinden biri olarak anılıyordu.
  • Hrant Dink
    Ocak 2007’de Agos Gazetesi’nin çıkışında, yakın mesafeden yapılan üç el silah atışıyla öldürüldü. Katil zanlısı olarak, 19 yaşındaki Ogün Samast  Samsun otogarında sivil giyimli jandarma ve polis ekipleri tarafından yakalandı. Soruşturma ve dava tüm dünya tarafından takip edilirken, verilen kararlar, tespit edilemeyen bağlantılar herkesi hayrete düşürdü.

    Hrant Dink, Türkiye’de 1909 yılından bu yana, suikast sonucu öldürülen 62. gazeteci oldu.

Malesef; bu listeyi bir hayli uzatabiliriz.

Belki de bu yüzden; yakın tarihin karanlık sayfaları aydınlanmadığı müddetçe, Türkiye kimsenin “akil” ve “sır” erdiremediği bir diyar olmaya devam edecek.

Nasıl etmesin ki?

Leave a comment

Your email address will not be published.


*