Renault Fluence Blogger Test Sürüşü

Uzundur yazacağım bir türlü nasip olmadı. Aslında daha da olmazdı ama dün Onur Cengiz’in şu yazısı üzerine yaptığım yorumdan sonra dedim yazayım.

fluence26

Otomobiller ile aram çocuklukta pek iyiydi. Çarpışan arabalara bayılırdım. Bir de mahallede yarıştırdığımız çek-bırakları da sayarsanız çok araba kullanmışlığım vardır. Sonra hep bi akülü arabam olsun isterdim, daha sonra ise hayatımıza Need For Speed girdi. Benim için zaten maceranın bundan sonrası yok.

Yani ben size Tolga gibi araba delisi oldum falan diyemeyeceğim. Büyüyünce nedense otomobile karşı bir ilgim kalmadı.

Şunca yıldır ehliyetim olmasına rağmen bir kere trafiğe çıkmış değilim. Çünkü ben gezmeyi seviyorum, sürmeyi değil. “Çok okuyan mı, çok gezen mi?” misali…

Yalanım yok; çok da gezmişimdir hani.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da “Depo bende abi kaptır…” dediğim iki has arkadaşım vardır ki evladiyelik; Fluence bana araba gönderdiği gün bir tanesi de bu yüzden yanımdaydı…

fluence18

Geçtiğimiz hafta yani 15 kasım 2009 Pazar günü işte böyle bir hava içinde kaptır dedim kaptana, sen de ben de Barış’da Seda’da güzel bir pazar günü geçireceğiz…

Araba dediğin içinde mutlu olduğun kadar vardır ! Bende sevgilimi ve en yakın arkaşımı aldım arka koltuğa. Oturdum ön koltuğa, açtım radyoyu ve içecekler fora…

fluence27

Geniş geniş, yayıla yayıla gezdik. Vurduk Anadolu Kavağına, Faros Kalesine, civar köylere, daldık böğürtlenlere… 4 saatlik sürüş de oldu tam 8 saat. Fluence bana her anlamda beklediğimin iki katını verdi diyebilirim.

fluence05

Bu fazlasıyla eğlenceli pazar günü için Renault’a teşekkürler !

Be Sociable, Share!

Leave a comment

Your email address will not be published.


*