Burası Türkiye Yok Öyle !

Reklam 4 Yorum

Konumuz Mavi Jeans ve ‘Burası İstanbul Kampanyası‘ FriendFeed’de uzun uzadıya tartışmaya devam ettiğimiz bu konu öylesine akıcı bir üslup ve şimdiye kadar (72 yorum) düzeyli ki tadından yenmez. Siz de buyrun katılın.

Üşenenler için Friendfeed’de paylaştığım görüşlerimi buraya da yazıyorum.

Ben marka stratejisini “malesef” doğru buluyorum; kendini ifade etme biçimi olarak sadece şekil şemal üreten ve dış görünüm müptelası olan gençliğe, “ali taran makyavelizmi” bunlar bundan anlıyor abi mesajını doğrudan iletiyor. Öte yandan reklam markaya olan sadakati mazide, hatta ergenliğinde kalmış bir tüketici olarak, bir daha asla mağazadan içeri girmemem gerektiğini hissettirdi. Şayet ben hedef kitle isem bu kadar yavan bir söylem ancak beni koşarak kaçmaya ikna edebilir.

Çok da karından konuşmak istemiyorum. Sadece bu marka vaadini başarılı bulsam da; beni satın almaya teşvik etmediğini söylüyorum. Mavi İstanbul’u benden daha çok sahiplenebilir mi ?

Keza; “ulan salak, ben doğma büyüme istanbul çocuğuyum, sana mı soracağım” hissiyatı hiç mi uyanmamıştır belirli bir yaş üstünde ? Kreasyonlarında İstanbul teması işlemek ile, istanbulu markanın vaadi haline getirmenin ayrı olduğu kanısındayım. Reklamdaki yanlış da budur.

Reklamın okumasına gelince;

Burada farkındaysanız, gençler üzerinden gösterilen özgürlük teması İstanbul ile bütünleştiriliyor. Doğal olarak muhafazakar veya tutucu ebevynler ise Anadoluyu simgeliyor.

Reklam bu göstergeleri aracılığı ile bize gençlerin kendi özgürlüğünü yalnızca İstanbul’da yansıtabileceğini söylüyor. Benim zihinimdeki algıda Türk genci belki de bu kadar pısırık, köşeye sinmiş, bastırılmış ve dışa vurmak için bir bahane bekleyen bir hal ve tavırda değil.

Üstelik, her yaptığına burası İstanbul diye mazeret üretmek, bana demokrasilerde çarenin tükenmediği, her türlü katakullinin iş görüldüğü, “ee babuş burası tükiye” söylemini hatırlattı.

Zaten gavur Gilette’e de “Burası Türkiye, Yok Öyle” diyen Ali Taran değil miydi ?

Konuyla İlgili : http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=16878629

UFO Açılımı

Medya 6 Yorum

Dün akşam CNN Türk’de Saba Tümer’in canlı yayın konuklarından SİRİUS UFO UZAY BİLİMLERİ ARAŞTIRMA MERKEZİ Başkanı Haktan Akdoğan’ı uzun uzun dinledim.

601282_2

Her zamanki gibi yarısı bilimsel, yarısı mistik olan bilgiler ve -beni ikna etmiş olsa da tartışmaya açık olduğunu düşündüğüm- UFO görüntüleri ile yaşamın yalnızca dünya ile sınırlı kalmadığını, çok mantıklı bir dil ile anlatmaya gayret ediyordu.

Lakin bi an geldi; geçmiş yıllara nazaran ufoların daha sık görülmeye başlandığı, artık yavaş yavaş dünya dışı varlıkların kendini göstermek istediğini, sıcak temas hazırlığında olduğunu, yeni kuşakların buna hazırlıklı olması gerektiği ve 10-15 yıl içerisinde tarihin buna tanıklık edebileceği gibi Ömer Çekalkıl vari varsayımlar ile konuşmaya başladı.

Sonra da işi Independence Day’e getirdi ve dünyalılık bilinci, dünya toplumu gibi kavramlardan bahsetti.

Sohbet içerisinde sarf ettiği bu kavram; beni hülyalara gark etti.

Ülkeler arası savaşlar bir yana dursun, henüz kendi belirlediği sınırlar içerisinde bir arada yaşamayı beceremeyen insanoğlu, gün geldiğinde dünyalı olma bilincine vakıf olabilir mi ?

Hadi diyelim oldu. Dünya milletleri huzura erdi, bir arada yaşamayı becerdi…

Uzaylılarla senin benim kavgası etmeden, öldürmeden durabilir mi ?

dna-yok-yaratik-dna-si-olmayan-yaratik

Çok ilginç doğrusu.
Ütopyaya giden yolda tanımlayamadığımız uçan objelerin eline bakıyoruz.

Haydi Hayırlısı !

Müslüman Uzaylı

Müyap ve MySpace

Serbestleme 4 Yorum

Bülent Forta müzik emekçilerinin hakları için yıllardır uğraşıyor derken bir anda Sansürcü olarak etiketlenmesi üzücü.

Ben de herkes gibi keşke dava ve site kapatma yolunu seçmeselerdi diyorum ama, eminim buna mecbur oldular.

Gene de bu onların mahkeme sürecini haklı bulduğum anlamına gelmiyor.

Lakin; MySpace’e ve doğal olarak Fox Grubu’na kamu nezdinde sorulması gereken sorular var.

İlk soru ise Türkiye’ye çifte standart uygulandığı iddiasının doğru olup olmadığı.

Cengiz Semercioğlu’nun Hürriyet’teki yazısına göre MySpace’de dahil olmak üzere dünyanın en büyük siteleri yayınladıkları her videodan, her şarkıdan o ülke sanatçısına para ödüyorlar.

Türkiye’de ise ödememek için direndiler.

Şimdi; burada söz konusu ve sanık konumundaki firmaların, Müyap’ın taleplerini görmezden gelip gelmediği, telif ödeme konusunda Türkiye’ye çifte standart uygulayıp uygulamadığı sorgulanmadan, Bülent Forta ve Müyap’ı “yasakçı” , “sansürcü” olarak etiketlememek lazım.

Hatta her konuda köşelerden fırlayan ulusalcı, milliyetçi “arkadaşlar”ın da bu firmalar neden bize üçüncü dünya ülkesi muhamelesi yaptığını sorgulaması lazım.

Efendim;

Kimileri der ki, galiptir bu yolda mağlup.

Kimileri de kazanmak için her yol mübah.

Sanırım Forta ve Müyap; ikinci yolu seçmiş;
Sansürcü damgasını yemek pahasına müzik yapımcılarının haklarına sahip çıkarak…

Yakın tarihin en acımasız günlerine birinci elden tanıklık etmiş bir adama da ahkam kesmek gibi olacak ama ben olsam gene de bu yolu seçmez,

galiptir bu yolda mağlup” derdim.

Çifte standart bilincini de sansür sayesinde değil, internette örgütlenerek oluşturmaya çalışırdım.

Seni anlamaya çalışıyorum. Olmuyor.

bulent_forta

Bület Forta Kimdir ?
70′li yıllarda ODTÜ öğrencisiyken anti-faşist gençlik mücadelesinin önderlerinden biri oldu. Dev-Genç Başkanlığı yaptı, Devrimci Yol davasında yargılandı, uzun süre cezaevinde yattı. 90′lı yıllarda solun yeniden toparlanması çalışmalarında “Geleceği Birlikte Kuralım” inisiyatifinde yer aldı. Kendisi ÖDP’nin kurucularından. Bildiğiniz gibi MÜYAP Başkanı ve aynı zamanda da Birgün Gazetesi yazarı.

Haftalık Rapor

Serbestleme Yorum Ekle

Büyük Başkanlar

Serbestleme Yorum Ekle

Ali Şen Top Baş Kan
İstanbul Şampiyon !

« Önceki Sayfa

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes