Coca-Cola GTA

Reklam Yorum Ekle

GTA belkide dünyanın en şiddet içerikli oyunu. Hırsızlık, Gasp, Katliam, Kan ve dahası..
Bilenler bilir; oyunun özü bunlardan ibarettir. Öte yandan hatrı sayılır bir hayran kitlesine sahip olan GTA (Grand Theft Auto) ‘ya bir markanın yaklaşması da işte bu yüzden sakıncalı.

Ama Coca-Cola GTA hayranlarından fayda sağlamanın bir yolunu bulmuş. (Biraz eskilerden)

Maziden İndirin :GTA Coca-Cola !

Lucescu Türkiye’de !

Spor 4 Yorum

Bu başlık kaçınız için ne ifade ediyor ? Basit bir teknik direktörün, ortalama bir futbol gazetesinde çıkan türk takımlarına transfer haberini mi ?

Eğer öyleyse bir de işe şu tarafından bakın..

Önce Lucescu’nun Türkiye’deki antrenörlük geçmişine bakalım.

Galatasaray ile Süper Kupa ‘yı kazandı. Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final oynattı.
2002′de Galatasaray Türkiye Ligi şampiyonluğunu yakaldıktan sonra Beşiktaş’a transfer oldu.

Beşiktaş’ın 100. Yılı olan 2003 senesinde de Beşiktaş’ı şampiyon yaptı.
Aynı sezon Beşiktaş’ı UEFA Kupası’nda çeyrek final oynattı.

Daha sonra ne mi oldu ?
Başarılarla dolu kariyerine son verildi ve bir kez daha tarihe geçti.

Çalıştırdığı kulüpleri üst üste şampiyon yapmanın yanı sıra Avrupa’da başarı kazandıran,
akabinde yerine daha pahalı ve başarısız hocalar getirilen nadir teknik direkörden biri çünkü.

Peki ben bu adamı neden seviyorum, hala neden takip ediyorum ?
Beşiktaş’ı şampiyonluğa taşıdığı için mi ?

Hayır, böyle düşündüyseniz gene yanıldınız..

Lucescu yalnızca bir teknik direktör değildi. Kendi öğretileri vardı.
Futbolun hızla endüstriye boğulduğu yıllarda Lucescu bize insanlara güvenmenin ve onlara değer vermenin asıl başarı olduğunu gösterdi.

Dost düşman demeden herkesin hakkına ve emeğine saygı duyan, bu öğretileri yardımcıları, kadrosu hatta kulubü ile özdeşleştirmeye çalışan bir adamdı O.

Örneğin; ağır yağış altında oynanan bir maçın bitiminde sırtında atleti, kameralar karşısında demeç vermeye çalışan futbolcu Vedat’ı görünce kendi kabanını çıkartıp, Vedat’ın omzuna koyabilecek kadar babacandı.

Bazıları gibi İmparator ilan edilmedi Lucescu. Bunu kendi de istemezdi zaten. O yalnızca işini yaptı.
İşçi olarak kaldı ve bundan hep gurur duydu. Kendini asla meslektaşlarından üstün görmedi.

Örneğin; takımı 5-0 önde ve farkı daha da açacak şekilde futbol oynarken, hücum oyuncularını çıkartıp, oyuna defans oyuncuları aldığında; kendisine sitem edenlere “Bu kadar yeter, rakibi daha fazla rencide etmenin manası yok” diyebilecek kadar naif idi.

Benim kalbime işlediği ilk oya; bir söyleşide “ben sosyalist bir ülkede doğdum, yetiştim. Tabii ki Marx’ı, Engels’i yaladım yuttum ama, filozoflardan en çok Schopenhauer’i severim” diyişiyle olmuştur.

Üniversite sahibi veya kendini yetiştirmiş az sayıda futbolcu yetiştiren ülkemiz futboluna, hele Beşiktaş’a talih kuşu kondu dedim adeta !

2003 Yılında Lucescu’nun yardımcısı olarak Beşiktaş’da çalışan, Beşiktaş’ın efsanevi futbolcusu Feyyaz Uçar;
bir anısında Lucescu’dan bahsederken şuna benzer bir şeyler söylemişti:

Bir gün arkadaşlar buluşmak üzere çağırdı, gelemem dedim. Nedenini sorduklarında ödevim var diyince gülüştüler. Nedenini sorduklarında Lucescu’nun bana Tolstoy (ya da Dostoyevski) okuttuğunu, yarına kadar bitirmem gerektiğini söyledim. İnanamadılar

Benim onu sevdiğim kadar, ondan nefret edenler vardı.
Ama o kindar köşe sahipleri, bugün onun yaptıklarına gıpta ediyorlar.

Peki O Bizden sonra ne yaptı ?

2004/05, 2005/06 ve 2007-2008 sezonlarında Ukrayna liginde Shakhtar Donetsk’i şampiyonluğa ve her sene avrupa kupalarında dereceye taşıdı. Son olarak bu sene de UEFA kuapasında Shakhtar ile Finale yükseldi…

Üstelik bu sene UEFA Kupası Finali Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak.
Komik değil mi ? Bu maçın öncesinde, esnasında ve sonrasında yorumlarıyla muhabbete yön verecek tüm futbol kahinlerinin neler hissettiğini çok merak ediyorum.

Eminim zamanında Türkiye’de Lucescu’yu istemeyen bu kalantorlar mezhebi, şimdi kraldan çok kralcı olacaklar.
Çünkü Türkiye’de UEFA kupası finali oynayan iki takım varken, kendilerine ne düştüğünü onlar iyi biliyorlar !

Herneyse;
Türkiye’ye Hoş Geldin Lucescu !
Kadıköy’de sana başarılar. Sen orada çok maç kazandın. Umarım gene başarırsın.

Bize gelince;

Sen gittiğinden beri şampiyonluk yüzü göremedik.
Galatasaray ise senden sonra iki şampiyonluk yaşadı ama Avrupa’da esamesi okunmuyor…

İşte durum budur.

35882

Blog Nedir, Nereden Çıkmıştır ?

Sosyal Medya Yorum Ekle

Terminoloji ile Başlayalım

Blogların ilk çıkış noktası bilinmemekle birlikte; bu terimi ilk defa 1997 yılında kullanan Jorn Barger’in bulduğu kabul edilmektedir.

Günümüzde ise Blog tanımı; sürekli değiştirilerek güncellenen ve gönderilerin ters kronolojik sırayla -yeni kaydedilen dosyadan eski kaydedilene doğru- düzenlendiği web siteleri olarak kabul edilmektedir.

“Bazı iddiaların aksine bu şekildeki “blog” sayfaları ilk olarak Berners-Lee tarafından 1991 yılında değil ancak ilk olarak 1996 yılında bugünkü formatıyla oluşturulmuştur.” AKAR, Erkan, 2006 Blogla Pazarlama

Sözcük olarak Web ve Log kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır.

Günümüzde ise Blog tanımı; spesifik olarak belirlenmiş bir konu başlığı altında hizmet veren; belirli bir ilgi alanına dair bilgilerin paylaşımı amacıyla ortaya çıkmış, tüzel yada gerçek kişi ve gruplara ait internet siteleridir.

Yani Bloglar;
a. Kronolojik olarak düzenlenmiş,
b. Web’de bulunan ilgi alanlarındaki sitelere linkler içeren,
c. Ziyaretçi yorumlarına yer veren,
d. Bir veya birden fazla kişinin aynı konu başlığı altında yazı yazabildiği siteler olarak kabul edilir.

Blog, Blogger, Blogging ?

Sosyal Medya 1 Yorum

2 Mayıs 2009 Cumartesi günü gerçekleşen Blog Ödülleri Konferasında tartışılan konular üstüne Hakkı Ceylan çok güzel saptamalar yapmış.

Bu hususta benim de kelamım olsun istedim. Şayet orada kendimi ifade edesim gelmemişti.
Bir süredir blog yazarlığı ve blogla pazarlama üzerine düzenli olarak yazmayı düşünüyordum.

Yarından itibaren de kelamlarıma başlayacağım. Ama önce bildirmek isterim ki; Amerika’nın yeniden keşfine niyetli değilim.

Bu yazıların büyük bir bölümünde akademik çalışmalarımdan faydalanacağım.

Amacım Türk Blog Yazarlarının blog yazarlığı, Markaların ise sosyal mecra olarak bloglar konusundaki soru ve sorunlarına kendimce çözümler üretmek, gördüklerimi söylemek.

Belki görüşleriyle bana katkıda bulunanlar hatta eleştirenler, ve ortak bir değer yaratanlar olur ?

Sonraki Sayfa »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes