Kurtlar Vadisi Irak ?

Catharsis Vadisi
[ Efe+Ali+Polat = Rambo+James Bond ? ]

Kurtlar Vadisi ile ilgili yazan, çizen, konuşan herkesin aksine, yazıya başlamak için dizinin ne kadar izlenir olduğunu ve nasıl her yerde konuşulur hale geldiğini dillendirirken lafı pek uzatmayacağım. Öyle ki dizinin tekrarının yayınlandığı bugünlerde Kurtlar Vadisi’nin elde ettiği Reyting ile güncel diziler arasında oluşan uçurum söylenecek lafları zaten kifayetsiz kılıyor. Başarının bu övgü dolu tasvirinden sonra gelelim “Kurtlar Vadisi Irak” filmine. Lafın doğrusu; ne bir politikacı, ne bir siyasi parti lideri, ne de bir diplomat ama sadece Türk?! olarak Irak’a giden Polat Alemdar ve arkadaşlarının kadir olduklarına… Çuval krizi ile başlayan ve salt Amerikan karşıtlığına uzanan bir buçuk saatlik film boyunca günümüzde çok moda olan Amerika karşıtlığı, milliyetçi duygular kullanılarak pazarlanıyor, üstelik ırkçılık boyutlarına varana dek! Filme karşı bu ilk eleştirimi desteklemem gerekirse; son yıllarda milliyetçilik üzerinden nasıl para kazanıldığını hatırlatmam gerekir. 500 bin adet satan “Metal Fırtına”, yada 350 bini aşan “Şu Çılgın Türkler” kitapları, insanların satın alma tutumlarının milliyetçilik aracılığı ile nasıl tetiklendiğinin birer göstergesidir. Kurtlar Vadisi ekibi de bunu iyi analiz etmiş olacak ki perde halen “milli dava” olarak gösterilen çuval krizi ile başlıyor ve Amerika’nın Irak politikasını kurşuna dizerek devam ediyor. Asıl gürültü ise ondan sonra kopuyor…80’de Ağca’ları, Çatlı’ları karşımıza getiren sistem, günümüzde kendine farklı bir saha yaratarak bu sefer bize Polat Alemdar’ı sunuyor. Üstelik yaptığı her şeyi meşru, kutsal ve gerekli kılarak. İşin ilginç yanı ise 30 yıl önce, “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi” diyen insanlarla sert bir biçimde karşı karşıya gelenlerin, bugün Amerika karşıtı söylem ve eylemlerin odağı olarak bize sunulabilmesi. E filmi izleyen hükümet partisi ileri gelenlerinin demeçleri de bunu destekler nitelikte olunca ortaya hayli ilginç bir tablo çıkıveriyor. Öyle ki ; eğer ABD hali hazırda stratejik müttefikimiz ise ve bu filmdeki doğruları onaylayanlarca yanlışsa, biz bunu neden Kurtlar Vadisi aracılığı ile öğreniyoruz? Yani hükümetin politikası, görüşleri ile uyuşmuyor mu? Yoksa bu beğeninin altında yatan köklü ideolojiler mi var ? Lafı “kökten” açmışken bunu hükümet partisi açısından düşününce ilk akla gelen neden, Osmanlı ile yaşanan hayal kırıklığının, yeni düzeninin İmparatoru sayılan ABD’den alınan intikamla giderilmesi oluyor. Bu tatminin 3.Sınıf bir Hollywood filmi olmaktan öteye geçemeyen bir aksiyon filmi ile sağlanması ise zaten işin ayrı bir boyutu.Filmde dikkat edilmesi gereken asıl unsur ise işlenilen Amerikan karşıtlığının ulaştığı tehlikeli boyutlar. Şiddetin biraz fazlasına karşı çıkıp öldürülen bir Amerikan askeri dışında filmde iyi huylu bir Amerikalı dahi yok. Öte yandan Irak’ta bulunan ve Amerika tarafından terörist olarak nitelendirilen Müslümanlar arasında ise hiçbir terörist yok. -çocuğunu öldüren askerlerin üstüne canlı bomba olarak yürüyen ve meşru gösterilmeye çalışılan babayı saymazsak-. Amerika Birleşik Devletleri her ne kadar adaletsiz, haksız ve suçlu da olsa, filmde doğru olmayan bir iş yapılmış ve bütün Amerikan halkı düşman ilan edilmiştir. Bir varsayımdan yola çıkarak örnek vermek gerekirse; savaşmak için nereye gittiğini önemseyemeyecek kadar fakir olan ve ordunun parasına muhtaç kalan zoraki askerlerin de bulunması muhtemel bir orduyu külliyen kökten dinci Hıristiyanlar olarak göstermek ne kadar doğrudur ? Bu tutumun ırkçı düşünce sistemlerini desteklemekten başka hiç bir işe yaramayacağı aşikar değil midir ?

Gelelim filmin yurtdışında yarattığı etkilere, şüphesiz durum yukarıdaki gibi olunca tepkiler de sert oldu. Türk medyasında ise bu sert tepkiler öylesine işlendi ki, film yurtiçinin yanı sıra yurtdışında da halkla ilişkiler yapmış kadar oldu. Halbuki MSNBC Televizyonu bir haber programında Kurtlar Vadisini en Amerikan karşıtı filmlerden birisi olarak nitelendirirken Newyork Times ise “Türklerin düşmanı Sam Amca” yorumunu yaptı. Bütün Bunlar olurken 15 gün içinde de seyirci sayısı 3 milyon 135 bin 875’e ulaştı. Bu sayı göstermektedir ki, bu film yalnızca sinema seyircileri tarafından değil, yalnız “Kurtlar Vadisi” takipçileri tarafından da değil, hemen hemen her kesim tarafından izlenmeye devam edecektir. Kısacası adından üç yıldır “şiddetli” bir şekilde söz ettiren Kurtlar Vadisi, daha nereye kadar kamuoyuna kurşun sıkacak bilinmez ama televizyonda elde ettiği başarıyı sinema filmiyle de devam ettiriyor. Bizim ise unutmamamız gereken, perdede gösterilen Irak’ın gerçekte bir set olduğu, Amerikan ordusu ve politikası ne kadar haksız ve kötü olursa olsun Amerikan halkının da kötü sayılmaması gerektiği ve bu filmin sanıldığı gibi Irak’ta yaşanan gerçek olayları değil, senaristler tarafından kurgulanan sahneleri gösterdiğidir.

Yiğit Kalafatoğlu

Leave a comment

Your email address will not be published.


*